17 Mayıs 2011 Salı

E-ÖĞRENME

E-Öğrenme : Internet/Intranet(yerel ağ) ya da bir bilgisayar ağı üzerinden, bireyin kendi kendine öğrenmesi ile gerçekleşen, bilgiye ulaşmada zaman, mekan sınırı tanımayan, eş-zamanlı ya da eş-zamansız olarak diğer öğrenenler ve öğretenler ile iletişim kurulan, bilgisayar teknolojisinin sağladığı görsel ve işitsel tepkiler ile etkileşim kurulabilinen, sosyo-ekonomik statü engellerini ortadan kaldıran, bireylere yaşam boyu eğitimin üstünlüğünden yararlanma olanağı sağlayan bir öğrenmedir.     

E-öğrenmenin Faydaları

E-öğrenme;
  • Öğrenme zamanına e-öğrencinin karar vermesini,
  • İnternet erişiminin olduğu her yerden eğitimlere ulaşabilmeyi,
  • E-öğrencinin, kendi öğrenme hızınızda, istediği zaman, istediği kadar öğrenmesini,
  • Eğitimlere ve bilgiye tekrar tekrar ulaşılmasını,
  • Eğitmenlere ve konu uzmanlarına e-mail ve forum gibi ortamlarda sürekli olarak erişimi,
  • Eğitim masraflarından tasarrufu sağlar.
Günümüzde e-öğrenme ile sadece kayıtlı öğrenci grubuna değil, toplumun her kesimine, her yerden, her veriye ulaşma olanağı sunulabilmektedir. Bu olanaklar, bilişim teknolojilerindeki gelişime paralel olarak gittikçe daha yoğun olarak gerçekleşebilmektedir. Diğer taraftan, e-öğrenme kapsamında eğitim alan bireylere kendi zamanlarını yönetebilme olanağı da sunulmuştur.
1) E-öğrenme bireysel öğretimi destekleyerek bireyin öğrenmeye yönelik motivasyonunu olumlu yönde etkilemiştir ve grupla öğrenmenin getirdiği psikolojik baskıyı büyük oranda ortadan kaldırmıştır. Getirdiği bu olanaklar bireyin kendi özgünlüğünü ortaya koyabilme açısından önemlidir.
2) E-öğrenme ile bireyler ve/veya gruplar geleneksel yapıda ulaşma olanağı bulamayacakları farklı birey ve gruplara ulaşma olanağı bularak veri paylaşımını gerçekleştirebilmektedirler.
3) E-öğrenme, öğrenmeyi daha ilginç ve çekici hale getirerek farklı kesimlerin öğrenme sürecine daha çok katılmasını sağlamada önemli bir alternatiftir. Özellikle çeşitli sertifika programlarının, lisansüstü programların “e-öğrenme” ortamından sağlanması gibi uygulamalar, yaşam boyu öğrenmenin önünü açmada ciddi olanaklar sunmaktadır.
4) Türkiye’deki eğitim kurumlarında kalabalık sınıflar günümüze kadar hep sorun olmuştur. Dolayısıyla öğretmen-öğrenci etkileşimi çok sınırlı düzeyde kalmıştır. Bunun bir yansıması olarak ortaya çıkan öğretmen-öğrenci etkileşim düzeyindeki sınırlılıkları ortadan kaldırmak ve öğretmen-öğrenci etkileşim düzeyini tüm öğrenciler için eşit düzeye taşımak açısından e-öğrenme gereklilik arz etmektedir.
5) Birey, e-öğrenme kapsamında sunulan bir ders programını almak istediğinde, sadece bir web sitesine bağımlı kalmayıp aynı konuyla ilgili daha rahat anlayabileceği nesne tabanlı ve görsel birçok farklı web ortamlarından faydalanabilmektedir.
 E-öğrenmenin sunduğu etkileşim olanağı öğrencinin internet ortamından kendi düzeyine uygun olarak yaralanabilmesine olanak tanımaktadır. Dolayısıyla geleneksel öğretimin sunamadığı birçok olanak e-öğrenme ile sunulabilmektedir.


E-öğrenmenin Sınırlılıkları

Bireylerin çalışma konusunda öz disipline sahip olmaması halinde sonucun başarısız olması, bireylerin sosyalleşme sürecinin engellenebilme ihtimali, içerik oluşturmada sürecin kapsamlı, zaman alıcı ve masraflı olması, geleneksel öğrenme alışkanlıklarından kolaylıkla vazgeçilememesi ve ilgili sektörün bilgi ve teknolojik alt yapıya sahip olma gerekliliği e-öğrenmeyi zorlaştıran etkenlerdir.
E-öğrenme, öğretmen ve öğrenci açısından birçok fayda sağlamakla birlikte, bazı sorunları da beraberinde getirmektedir. Bunların bilinip, hazırlıkların ve kazanılacak faydanın dikkate alınması, e-öğrenmenin daha etkili ve faydalı olmasını sağlayabilir. E-öğrenmedeki karşılaşılacak problemler şöyle sıralanabilir:
1. Öğrencilerin bir bilgisayar sahibi olması masraflı olabilecektir.
2. Bilgisayar veya internetteki teknik sorunlar öğretmen ve öğrencileri engelleyebilir.
3. Öğrenci ve öğretmenler bilgisayar ve internet konusunda yeterli bilgiye sahip olmayabilirler.
4. internet kullanım ücretinin yüksek olması, kullanıcıları sıkıntıya sokabilir.
5. e-öğrenme ile ders verilmesi başlangıçta masraflı olabilir.
6. e-öğrenme ile ders alanlar bu alanda yeni olabilir ve çevrelerinde onlara yardımcı olabilecek bilgili ve tecrübeli kişiler olmayabilir.

E-Öğrenmenin Tarihi ve E-Öğrenmedeki gelişmeler

10–15 yıldır daha iyi bilinmekte olan e-öğrenme, 10–15 yıldan fazla bir geçmişe sahiptir.

1960'larda E-öğrenme

Bilgisayarlar için önemli görülen rollerden çoğunun 1960lı yıllarda açıkça söylenmiş olduğu iddia edilebilir. Bilgisayarlar icat edildikten biraz sonra, ruh bilimciler ve eğitimciler, bilgisayarların eğitimsel güçlerine dikkat çekmişlerdir. Bilgisayar tabanlı öğretim gelişimleri, sırasıyla, öğrenmenin ve öğretmenin temel kanılarının otomatikleşmesine odaklanmıştır. Ne var ki, bilgisayar tabanlı eğitimin ilk grubunun teknik bilim adamları iki gruba ayrılmıştır: sözde uygulamalı bilim adamları (mühendisler), sözde ileri düzey araştırmacılar.[2][3]

Bilgisayar tabanlı öğretim

1960’lar, daha sonra eğitim alanında geliştirilecek politikaları (kilometre taşı sayılan olayları) doğurdu. Her başarılı teknolojik yenilikle birlikte, yeni yetenekler ve şekiller teknolojinin desteklediği öğrenme işlemini artırmayı ulaşılır hâle getirdi. Aşağıdaki zaman çizelgesi İngiltere’deki bazı önemli olayları listelemektedir:
·                          1963: The British Computer Society(İngiltere Bilgisayar Derneği), Schools’ Committee adındaki okul birliğini, bilgisayar eğitimini okullarda ilerletmek için kurdu.
·                          1965: İlk bilgisayar, bir İngiliz okuluna kuruldu.
·                          1967: The National Council for Educational Technology(NCET) kuruldu.
·                          1969: NCET eğitimde bilgisayar kullanımı ile ilgili üç adet rapor yayınladı.
·                          1969: The Scottish Office, “Okulda Bilgisayar” adında geçici bir rapor yayınladı.
10 yıl süre zarfında, bu konuda çalışan bilim adamları grubu, araçlarını geliştirip düzenlediler. NCET, yaptığı çalışmaların birinde bilgisayar tabanlı öğrenme sistemlerini konu almıştır. Buna yönelik hazırladığı raporda geçen bazı ifadeler aşağıdaki gibidir:
·                          Öğrencilerin kullanımı için bilgi depolama,
·                          Öğrencileri bilgisayar konusunda eğitme,
·                          Karışık durumları (zaman alacak, pahalı olacak, imkânsız) örneklendirme

E-öğrenmede Kullanılan Teknolojiler
¡     E-öğrenmede kullanılan mobil cihazlar; mobil kişisel bilgisayarlar, mobil telefonlar, akıllı telefonlar, kişisel dijital yardımcılar (PDAs),  iPod’ lar, mp3  oynatıcılar ve ultra mobil kişisel bilgisayarlardır (UMPCs) (Clarke, Keing, Lam & McNaught, 2008)
¡     En yaygın kullanılan araç, şüphesiz mobil kişisel bilgisayarlardır.
¡     Mobil telefonlar, mobil öğrenmede kullanılan diğer araçlardır. Öğrencilerde kullanım oranı yüksektir.
¡      Üç farklı ülkeden (İtalya, Bulgaristan  ve Japonya) 1000’den fazla öğrenciyi içeren bir çalışma yürütülmüştür. Çalışma, her öğrencinin en az bir mobil telefona sahip olduğunu işaret etmektedir (Ronchetti, and Stevovich, 2008).
¡      Mobil telefonlarda  kullanılan haberleşme teknolojileri; GPRS, GSM, WAP, Bluetooth, Wi-Fi, ve Kızılötesi gibi teknolojilerdir.
¡      Mobil telefonlarında çoğunlukla SMS (Kısa Mesaj Servisi) kullanılmaktadır. Clarke et al. (2008), SMS kullanımının çok basit olduğunu  ve kullanıcı kullanımı için oldukça uygun olduğunu belirtmektedir.  Bu nedenle, SMS’nin çalışması için gerekli yazılım ve donanım iyileştirme projelerinin oldukça popüler olduğunu belirtmişlerdir.

Öğrenme Yönetim Sistemleri
Öğretim yönetim sistemleri kullanıcılara tam bir hizmet verebilmesi için belli özelliklere sahip olmalıdır. Başta diğer sistemlerle çalışabilirlik ve uyumu ; arşivleme ve dosya yönetim yetenekleri , yeniden kullanılabilirlik , öğrenme nesnelerinin tutarlı düzenlenmesi , hızlı erişilebilirlik , içerik oluşturulurken kullanılan diğer araçları desteklemesi (word, power point,flash,pdf) sahip olması gereken başlıca özelliklerdir.İyi bir ÖYS yazılımının kaliteli hizmet vermesi ve bilgi kalitesini artırabilmesi için bu özellikleri taşımasına dikkat edilmelidir.

İşlevsellik

ÖYS'nin arayüzü kullanıcıların kolay erişimine ve kullanımına uygun olmalıdır. Amaca uygun öys seçimi çok önemlidir. Bunun yanı sıra her kurumun kendine has kurumsal ve kültürel özellikleri olduğu için ullanılan ÖYS bu özelliklere uyum sağlamalıdır.

Öğretim Tasarımı ve İçerik

Belirlenen hedefler dahilinde içerik oluşturulmalıdır. İçerikteki işleyiş sırası da çok önemlidir. Temel bilgiler başta verilmelidir ve öğretim süreci boyunca önceki içeriklere de ulaşım sağlanmalıdır. Bilginin bilişsel yükünü hafifletmek için görsel-işitsel elemanlardan faydalanmak gerekir. Bu elemanlar kullanılırken görsel tasarım kurallarına uymak gerekir.

Destek Araçları

Öğrenciye sağlanacak destek, motivasyonu üst düzeyde tutmak için gerekli bir unsurdur. Öğrenci kaynakların yanı sıra değerlendirilmesi yapılmış olan ödev ve sınavlarına da ulaşabilmelidir. Öğrenciler arasındaki iletişim ve etkileşimin sağlanması için forum ve mesajlaşma araçları kullanılır. Öğretmen sistem aracılığıyla öğrencilerin çalışmalarını takip etmeli ve gerektiğinde yardım etmelidir.

Teknik Altyapı

Teknik altyapının ihtiyaç ve gereksinimler doğrultusunda sağlanması gerekir. Burada maliyet önemli bir etkendir. Sistemin sürekliliğinin sağlanması için gerekli teknik altyapı belirlenmeli ve buna göre bir bütçe ayarlanmalıdır.

Öğretim yönetim sistemleri açık kaynak kodlu ve ticari olmak üzere iki çeşittir. Eğitim alanında daha çok açık kaynak kodlu (AKK) yazılımlar tercih edilmektedir. Bunun sebebi AKK yazılımlar maliyeti ortadan kaldırmaktadır. AKK yazılımlar GNU lisansı altında dağıtılan yazılımları kapsar. AKK yazılımları kullanırken göz önünde bulundurulması gereken bazı unsurlar vardır. Bunlar:
  1. Üretici firmadan bağımsızlık
    • AKK yazılımlar sayesinde bir firmanın desteğine ihtiyaç duyulmaz. Gönüllü geliştiriciler sayesinde sorunlar çözümlenebilir.
  2. Güvenilirlik
    • Ticari yazılımlar güvenilirlik konusunda bir adım öndeler. Çünkü ticari kaygılardan en iyi olanı üretmeleri gerekmektedir. Bunun için de profesyonel bir kadroları vardır.
  3. Kullanıcı gereksimine duyarlılık ve esneklik
    • AKK yazılımlar, ticari yazılımlara kıyasla daha esnek oldukları için kullanıcının gereksinimine daha çok cevap verir. Sistemi değiştirmek ve geliştirmek için gereken değişiklikler kolayca uygulanabilir. Ticari yazılımda ise firmaya bağlı kalınmaktadır
  4. Yenilikçiliğin desteklenmesi
    • Ticari yazılım firmaları bir değişiklik yapmak için kayda değer bir ihtiyaç olmasını beklemektedirler. AKK yazılım ise heran değiştirilip geliştirilebildiği için yaniliğe daha çok açıktır.
  5. Güvenlik
    • AKK yazılımların güvenliği tartışılabilir. Yazılıma destek veren geliştiricilerin sayısının çok olmasından dolayı güvenlik açıkları oluşabilir. Bunun yanı sıra yazılımın kodu herkes tarafından ulaşılabildiği için açıklarını bulmak daha kolaydır.
İyi bir E-öğrenci'nin Özellikleri

İyi bir e-Öğrenci olmak için neler gerekir? İyi bir e-Öğrencinin özellikleri nelerdir?
  • Öğrenmenin ilk şartı öğrenmeyi istemektir. e-Öğrenciler öğrenimlerini kendileri yönlendirirler. Bu büyük bir şans olduğu gibi bazı zorluklarla karşılaşılması da muhtemeldir. Bir e-Öğrenci, öğrenme yönündeki kişisel motivasyonunu hep en üst seviyede tutmayı hedeflemelidir.
  • e-Öğrenciler günün belli zamanlarını eğitim almak için ayırırlar. Kendilerini saatler boyunca bilgisayar başında oturmaya şartlandırmazlar, fakat planlanmış eğitim seansları başarıyı artıracaktır. Örneğin her gün 1'er saatlik seanslarla eğitimlere devam edilebilir.
  • e-Öğrenciler eğitim saatini belirlerken, günün daha az yoğun ve eğitim seansının daha az kesileceği bir zamanı seçerler. Eğitim alırken mümkün olduğunca dikkatlerini dış etmenlerden (çalan telefonlar, arkadaşlarımızın sesleri vb.) uzaklaştırmaya çalışırlar.
  • e-Öğrenciler, her seansı tamamladığında yeni öğrendikleri bilgileri ve bunları ne gibi durumlarda kullanabileceklerini düşünürler. Bu motivasyonu artıracaktır.
  • e-Öğrenciler kendilerine günlük hedefler belirlerler. "Bu hafta bu eğitimi bitirmeliyim !", "Bugün 3 farklı konu öğreneceğim" gibi.
  • e-Öğrenciler, anlamadıkları veya pekiştirmeye ihtiyaç duydukları bir konu ile ilgili olarak, öğretim üyelerine veya diğer arkadaşlarına e-mail veya forum odaları ile soru sormaktan hiç çekinmezler. Öğrenmenin en çok karşılıklı görüş alış verişi olduğunu bilirler.

ÖĞRENME SÜRECİNDE FARKLILAŞMA   
   

E-öğrenme  ile bir ders yönetmek, sınıf  ortamında ders işlemekten  çok daha farklıdır. İnternet ortamında öğrencileri tanıma, onların anlık tepkilerini gözlemleme, anlaşılmayan  noktalara açıklık getirme ve  onlarla yüz yüze iletişim kurma olanağı daha azken sınıf ortamında bu olanak daha fazla olduğunu görmek mümkündür. Öğrencilerle  görüntülü bir iletişim olanağı yoksa ve bir şekilde dönüt alınamıyorsa, öğrencilerin sürece ilişkin ne düşündüklerini öğrenmek son derece güçleşmektedir. Sınıf ortamına göre farklılaşan pek çok süreç teknoloji desteği ile olabildiğince etkin hale getirilmektedir. Ancak sınıf ortamında olduğu gibi internet ortamında da eğitmene  çok büyük sorumluluklar iyi bir e-eğitmen olabilmek için hem farklı konularda bilgilenmek, hem de deneyim kazanmak çok önemlidir. İnternet ve web tabanlı teknolojileri kullanarak yaşanan öğretim süreçlerinde e-eğitmenlerin rolü içeriği aktarmak değil ortamı yönetmek ve öğrencileri yönlendirmektir. Bu nedenle rolleri;Rehber, Moderatör ve Yönlendirici gibi farklı şekilde tanımlanmaktadır. Çünkü bu süreç tamamen öğrenci merkezli bir yapıdadır.öğrencilerin farklı bilgileri deneyimleri ve görüşleri vardır.Bu farklılıklar çerçevesinde öğrenciler bireysel veya grup çalışmalarını e-eğitmen yönetiminde sürdürürler.

E-EĞİTMENİN FARKLI ROLLERİ

Eğitmen; yüz yüze eğitimde duruşu, giyinişi ve sınıf yönetimi bakımından  model oluştururken,e-öğrenme sürecinde içeriğin aktarımına ve iletişim süreçlerine dayalı olarak bir model olur.
Eğitmenin rolleri,ders öncesinde, ders sırasında ve ders sonrasında olmak üzere farklı süreçlere göre değişim göstermektedir.                                                          

DERS ÖNCESİNDE                                                                                     

E-öğrenme sürecinde  planlamanın süreç başlamadan önce yapılması son derece önemlidir,çünkü bu bilgiler süreç öncesinde öğrencilerle paylaşılır.
Hangi hafta hangi konunun işleneceği
Ne tür etkinlikler ve işbirliğine dayalı çalışmalar yapılacağı
Bu çalışmaların ödev ve projelerin hangi konularda olacağı,hangi ölçütlere göre değerlendirileceği
Her bir etkinliğin nasıl notlandırılacağı
Süreç boyunca uyulması gereken kurallar
İçeriğin ne şekilde sunulacağı ve öğrencilerin nasıl çalışmaları gerektiği gibi detaylı açıklamaların ders başlamadan önce belirlenmesi ve paylaşılması gerekir

E-eğitmen öğretim içeriğinin hangi biçimlerde sunulacağı ve nasıl erişilebileceği konusunu da açıkça belirtmelidir.
Öğrencinin dönem boyunca ulaşması beklenen  okuma ve araştırma ödevleri , sunular animasyonlar,sınav soruları gibi öğretim materyallerinin dönem başında tüm öğrencilerin erişimine açılmalıdır.
Ne zaman hangi farklı öğretim yöntem ve tekniklerinin kullanılacağı
Proje ve işbirliğine dayalı etkinliklerin detayları konusunda dersin önceden yapılandırılarak , akışının hazırlanması
Öğrenciler için gerekli dış kaynakların hazırlanması

DERS  SIRASINDA

Ders sırasında bir e-eğitmenin, neredeyse 7 gün 24  saat aktif  olması gerekir.
Süreci sürekli gözlemeli , olası sorunları gidermeli, öğrencilerin neler yaptıklarını sürekli incelemeli ve gerekirse dönüt vermelidir.
Her türlü olası probleme veya yanlış anlaşılmaya hızlı müdahale etmesi gerekir.
Sanal sınıf gibi ortamlarda öğretim materyallerini içeriği aktarmak için destek olarak kullanmak bu uygulamaları sohbet ve beyaz tahta gibi diğer bileşenlerle  desteklemek önemlidir.
Etkili ve amacına ulaşan tartışmalar yaptırmak ve zamanı etkili kullanmak son derece önemlidir.
E- eğitmenin sürekli olarak bireysel ve grup projelerini ve işbirliğine dayalı etkinlikleri yakından takip etmesi ve bu sürece ilişkin değerlendirme yaparak dönüt vermesi gerekir.
E-eğitmenin ders süresince öğrencilerin ilgi durumlarını takip etmesi ve gerektiğinde motive etmek adına farklı uygulamalar takip etmesi gerekir.
Ders boyunca etkileşimde bulunmak ve etkileşimin sürekliliğini sağlamak önemli noktalardan biridir. Ders süresince temel olarak altı etkileşim türü yaşanır. Bunlar: öğrenci-içerik, öğrenci-öğrenci, öğrenci-eğitmen, içerik-içerik, eğitmen-içerik ve eğitmen-eğitmendir.
1-Öğrenci-içerik: Önceden planlanmış şekilde öğrencinin öğretim içeriği ile etkileşim kurarak öğrenmesi beklenir. Bu süreçte istenilen bilgiye hızlı bir şekilde erişmek çok önemlidir.

2- Eğitmen-öğrenci: Çoğunlukla teknolojik araçların desteğiyle sağlanır. Bu etkileşim e-posta sanal sınıf , sohbet,forum, sesli veya görüntülü konferans gibi farklı araçların kullanımı ile eş zamanlı veya farklı zamanlı yaşanan süreçtir.
3-Öğrenci-öğrenci: Öğrenciler arsında yaşanan süreçtir. Bu süreç tüm öğrencilerin katılımı ile forum ortamında tartışma şeklinde veya grup çalışmaları dahilinde belli sayıda öğrenci arasında sohbet ortamında yaşanıyor olabilir.
4- İçerik-içerik: En farklı etkileşim türüdür. Burada öğrencilerin kayıtlarına ve verilerine dayalı olarak farklı çıkarımlar yapan ve öneriler yapan yazılımlar ele alınmaktadır.Eğitsel ajan denilen bu yazılımlar ,öğrencilerin tercihleri ve demografik bilgilerine dayalı olarak verileri toplamakta ve zaman içerisinde  genellemeler yaparak kendi kendine öğrenebilen ve strateji geliştiren programlardır.
5- Eğitmen-içerik: Eğitmenin içeriği kendisinin hazırlaması, güncellemesi veya hazır bir içerik kullanıyorsa bile ders aktarım sürecinde kullanması anlamına gelir.
6- Eğitmen-eğitmen: Eğitmenlerin kendi aralarında bilgi ve deneyimleri paylaşma sürecidir.


DERS SONRASINDA
E-öğrenme sürecinde her an bir öğrenci soru sormuş veya ödevini göndermiş olabilir. Tüm bu süreç içerisinde eğitmenin biçimlendirici değerlendirmeler yapması gerekir.Bu nedenle e-eğitmen sürece ilişkin değerlendirme yaparak not verir ve dersin sonunda da öğrencinin akademik başarısını belirler.

Her e-öğrenme farklı değerlendirme yaklaşımını gerektirir
Söz konusu olan eğitimin başarısının ve gerçek hayat problemlerini çözmeye katkısının değerlendirilmesi olduğunda, pek çok farklı bakış açısıyla karşı karşıya gelmek mümkün. Kurumsal bir e- öğrenme projesini ele alalım. Böyle bir projede, çalışanları için e-öğrenme modelini seçen kurum, eğitimi tasarlayan ve üretimini gerçekleştiren ekiple eğitimi alanlar, birbiriyle kesişen ancak farklı bakış açılarıyla eğitimi değerlendirmek isteyebilirler. Kurum, eğitimin performansa yansımasıyla ilgilenirken; eğitimi alanlar, eğitim süresindeki motivasyonlarının düzeyiyle ilgileniyor olabilirler. Biraz düşününce, burada saydıklarımızın dışında, başka bakış açılarının da var olduğunu görebiliriz. E- öğrenmede ölçme ve değerlendirme, bu karmaşık yapısı nedeniyle dinamik, yerinde duramayan bir araştırma alanı olarak literatürde kendine yer buluyor. Farklı e-öğrenme deneyimlerini değerlendirmeye yönelik tek ve kesin bir çözüm bulunmuyor. Her e-öğrenme deneyimi kendine has bir ölçme ve değerlendirme yaklaşımını gerektiriyor.

Değerlendirme Modelleri
Farklı bakış açıları ve farklı yaklaşımlar nedeniyle, e-öğrenme literatürü, değerlendirme sorununu çözmeye yönelik olarak farklı modeller öneriyor. Çok sayıda modelden birkaçı aşağıdaki tabloda listeleniyor.



Hangi model en doğrusu?
Aslında hiçbir modeli ya da yaklaşımı tek başına “en doğru” olarak nitelendirmek doğru değil. Her yaklaşım, mevcut probleme kendi bağlamında, farklı yollardan çözüm yolları sunuyor. Bu çözüm yolları hakkında bilgi sahibi olmak, hangi modelin sizin probleminize uygun olduğu konusunda bir karara varmak ve daha sonra uygulamak gerekiyor. Uygulayacağınız değerlendirme yaklaşımı sizin projenize özgü, size özel yepyeni bir deneyim olarak ortaya çıkıyor.

Kirkpatrick- 4 seviyeli değerlendirme modeli
Literatürde yer alan farklı çözümlerin hepsini bir solukta ele almak mümkün değil. Çok sayıda model arasında en bilinenlerden biri, Kirkpatrick’in 4 seviyeli değerlendirme modeli. Bu model sadece e-öğrenmeye yönelik olarak değil, “training” olarak adlandırılan her türlü hizmet içi eğitimin değerlendirilmesi için de kullanılabilen bir model. Değerlendirmeyi 4 farklı seviyede ele alan model; 1. seviyede eğitimi alan kişinin tepkisini,2. seviyede öğrenmeyi, üçüncü seviyede davranış değişikliğini ve 4. seviyede ise eğitimin çevreye yansıyan sonuçlarını dikkate alıyor.



Kirkpatrick modeline göre farklı seviyelerde değerlendirme

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder